Mirline'ın Klasik Yöntemlerden Farkı


MEVCUT YAPILARDA KLASİK YÖNTEMLERİN TARİFLERİ,  ÇÖZÜMLERİ ve ÇÖZEMEDİKLERİ

Klasik Yöntemin Tarifi: Yapıların hem görsel hem de oturulabilirlik kalitesini yükseltmek amacıyla yapıya uygulanan bir nevi deri değiştirme yöntemidir. Kullanım alanlarına göre değişik işlevlere sahiptir. Sıva, boya, örtü gömme ve enjeksiyon gibi uygulama yöntemleri vardır. Görsel özelliklerden ziyade yapıda ısı, ses ve suyun izolasyonunda kullanılması gibi ana görevler içerir.

Kapiler nemi engellemeye çalışmak amacıyla yapılan çalışmalarda mevcuttur. Bunların içinde en çok uygulananlar:

1- Bitüm katkılı membran uygulamaları
2- Geçirimsiz sıva uygulamaları
3- Enjeksiyon uygulamaları
4- Drenaj uygulamaları

1) Bitüm Katkılı Membran (Bohçalama) Uygulamaları
Bitüm katkılı malzemeler, petrol katkılı ve PVC esaslı malzemelerden oluşurlar. Özü itibariyle bu malzemeler su geçirmezlik özelliğine sahiptirler. Bunlarla izolasyon, çoğunlukla yapının temel ve dış duvar zemin su basman kotuna kadar ya ısıtılarak ya da kimyevi yapıştırıcılar kullanılarak uygulanırlar. İstenilen su izolasyonu ve zamana karşı dayanımını uzun tutmak amacıyla 1,5 ile 4 mm arasında bir kalınlıkta kullanılır. Bu izolasyon metodunda en iyi verimin elde edilmesi için temelden itibaren temel pabuçlarının da içinde kalacağı bir bohçalama sistemiyle uygulanması ve işçiliğin doğru yapılması gerekmektedir. Bu şekilde oluşturulan izolasyon dış etkenlerden de korunacak şekilde oluşturulmuş ise verimli çalışacaktır. Ancak TSE hiçbir bohçalama izolasyonuna 5 yıldan fazla bir ömür vermemektedir. Türkiye'deki işçilik ve malzeme kalitesi, dış ortam etkileri yüzünden bu tip izolasyonlar çok uzun bir ömre sahip olamamaktadır. Uygun görülen ömrün yarısı kadar bir sürede izolasyon etkisini yitirebilmektedir. Böyle durumlarda yapıya, izolasyon tabakasının zarar gördüğü noktasından su sızmaya başlar. Çoğunlukla temel bölgesinde ve su basman kotunun altında görülen bu sızmalar yapının kapiler boşluklarını kullanarak temelden veya zeminle temas ettiği bölgeden yukarı tırmanır. Yapı zamanla kapiler neme doyar ve iç duvarların gözeneklerinden su buharlaşarak yapıya yayılarak bilindik rutubet ortamını oluşturur.

Bu tür durumlarda başvurulan çözüm yöntemi yapının dış duvarının temasta olduğu toprak, temele kadar kazılarak sızıntının olduğu alan tekrar aynı yöntemle bohçalanır. Fakat yapıya yerleşmiş nem ve rutubetin uzaklaştırılması için yapılabilecek tek şey havalandırma olacaktır. Havalandırma ise içeri giren nemin ancak %1'ini uzaklaştırmayı başaracaktır. Çoğu kez, bodrum katların sağlıklı havalandırılması mümkün olmamaktadır.

Yapının temeli eğer bohçalanmamışsa toprak nemine karşı tamamen savunmasız kalır ve kapiler yükselmenin önüne geçilemez. Kullanılan binalarda izolasyon sadece dış duvar üstüne uygulanır. Bu durumda sadece bohçalamanın olduğu kısım zemin suyuna karşı korunma altındadır.

2) Geçirimsiz Sıva Uygulamaları
Bu izolasyon türü için piyasada bol miktarda ürüne rastlamak mümkündür. Sıva uygulamaları sistemde sürmeli izolasyon grubuna girer. Bu alanda iddialı sıvalar sahip oldukları kimyasallar sayesinde duvarın içinde bulunan nemin iç duvardan dışarıya çıkmamasını sağlayabilmektedir. Anlatılan özelliği sağlamak için malzemenin içine, suyla temas ettiğinde kristalize olan kimyasallar ilave edilmiştir. Suyla hazırlanan harcın duvar yüzeyine sürülmesiyle uygulanan bu izolasyon yönteminde, suyun girişini ve çıkışını durduracak etki, kristalize malzemenin, sürülen yüzeye nüfuz etmesiyle sağlanır. Yüzeyden en fazla birkaç santim içeri nüfuz edebilen bu malzeme, daha önce oluşmuş kapiler kılcalların içindeki suyla temas eder ve kristalize olarak sertleşip katılaşır.

Bu uygulamanın, görünen nemi ve rutubeti engellediği düşünülebilir. Ancak yapıya daha önceden yerleşmiş ve temelden kapiler etki ile yükselmekte olan kapiler neme karşı bir çözüm olmaktan uzaktır. Nem, buharlaşıp çıkacağı bir nokta aramak için sürekli yapı içinde hareket ederek bir çıkış noktası bulacaktır. Nemin çıkış noktası, izolasyon uyguladığımız alanın dışında bir bölge olacaktır. Bu uygulama, problemin farklı bir bölgeye transfer edilmesinden başka bir fayda sağlamayacaktır.

Sıva uygulamasına benzer bir başka uygulama ise su yalıtım malzemesi olarak içinde su ile karşılaştığında kristalize olan ve fırça ile sürülerek uygulanan bir yalıtım çeşididir. Problemin görüldüğü yüzeyde uygulanan bu izolasyon yönteminin çalışma sistemi, kimyasal katkılı çimentolarda olduğu gibidir. Yapının en fazla birkaç cm içine nüfuz ederek kılcal boşluklarda karşılaştığı su ile kristalize olur. Bu uygulamadaki kolaylık, malzemenin fırça ile yüzeye kolayca sürülebilmesi ve istenen etkiyi sağlayacak kalınlığın çok düşük olmasındandır. 1-2 mm arası bir kalınlığın uygulamada çok kolay sağlanabilmesi, bu izolasyon çeşidini çekici kılmaktadır. Ancak kapiler yolla yükselen neme karşı bir çözüm olmaktan uzaktır.

3) Enjeksiyon Uygulamaları
Kapiler nemin yolunu kesmek için kullanılan yöntemlerden biridir. Uygulama biçimi, kapiler nemin görüldüğü duvarlarda tabandan itibaren yaklaşık 0.5 - 1 m civarında bir yükseklikten duvara sık aralıklarla delikler delinmesi ve bu deliklerden basınçlı enjeksiyon yapılması şeklindedir. Bu uygulamada, enjekte edilen malzeme çoğunlukla epoksi veya silikon esaslı malzemedir. Madde yapısı itibariyle, hem geçirimsiz hem de bağlayıcı bir özelliğe sahip olan silikon ve epoksi suyun önünü keser ve geçirimsizliği sayesinde ilerleyişini durdurur. Basınçla enjekte edilen silikon veya epoksi malzeme, kılcal boşluklardan geçerek kapiler yerleşen suyu iter ve itilen suyun yerine yerleşir. Enjeksiyon işlemi, bir hat boyunca uygulandığında, kapiler yolla çıkan suyun yolunu belli bir müddet kesebilmektedir. Ancak, enjeksiyon hattının zeminden yukarıda oluşturulması nedeniyle kapiler nemin zeminden enjeksiyon hattına kadar tekrar yükselmesini engelleyemez. Bu yöntemin diğer dezavantajı da yapıya daha önce yerleşmiş kapiler nemin uzaklaştırılamamasıdır. Enjeksiyon hattının üstünde kalan kısımda yer alan nem, bulduğu diğer kapiler boşlukları kullanarak yükselmeye ve yapıya zarar vermeye devam eder. Enjeksiyon hattının altında kalan kısımlar ise kapiler yükselen nemin etkisi altında kalır ve bu agresiflik hiç bitmez. Betonda oluşacak yeni kapiler boşlukları kollayan nem, bu yeni yolları kullanarak tekrar sorun oluşturmaya başlayacaktır.

Yukarıda anlatılanları değerlendirdiğimizde, enjeksiyon uygulamaları bir müddet çözüm olabilecek gibi görünse de zamanla ortaya çıkan sorunlar, bu yöntemin sadece geciktirici bir etki olduğu söylenebilir. Aynı zamanda, zemin katlarda tuğla duvar ve perde betonda yapılacak uygulamalarda enjeksiyon basınç miktarı kontrol altında tutulmadığı takdirde yapı elemanlarına telafi edilemez zararlar verilebilir.

4) Drenaj Uygulamaları
Gömme tip izolasyon uygulaması için en sık rastlanılan örnek, drenaj boruları ile oluşturulan su uzaklaştırma sistemidir.

Bu sistemde, drenaj tipi borular temel seviyesinin mümkün derecede altına yerleştirilir. Toprak altında akış halinde olan su, drenaj tipi borularla karşılaştığında borunun üzerindeki deliklerden geçerek içeri girer ve oluşturulmuş drenaj sistemi içinde gitmesi gereken hedefe doğru ilerler. Bu hedef ya toprak üstüne açılan ve yapıya ters bir eğime sahip bir noktadır ki; su buradan çıkarak yapıdan uzaklaştırılır ya da boruların bağlandığı bir kuyuda toplanarak pompa vasıtasıyla yapı dışına gönderilir. Böylelikle yapıya gelen akışkan su, bu sistemle uzaklaştırılarak temel ve zeminle teması engellenir.

Bu sistem, akışkan suyun verdiği zararları ve kapiler sistemin hızını önemli derecede azaltsa da kapiler nem oluşumunu engelleyen bir uygulama değildir. Kapiler nemin gerçekleşmesi için toprakta nem olması yeterlidir. Toprağın doğasında bulunan nem drenaj ile uzaklaştırılamaz. Bu sebeple kapiler oluşum sürekli devam eder.

Sonuç olarak; Mirline nem uzaklaştırma sistemi dışında, yükselecek kapiler nemi durdurarak yapıya daha önceden yerleşmiş kapiler nem ve tuzu uzaklaştıracak hiçbir sistem ve teknoloji bulunmamaktadır.